Kişiler arası iletişim alanında bugüne dek edindiğim deneyimler, bana Din konusunda tartışmamayı öğretti:
Din ile ilişkin farklı nedenleri bir yana bırakırsak, bir inanç sistemi olarak din, özünde tartışmaya kapalıdır. İster çok Tanrılı olsun, ister tek Tanrılı olsun bütün dinler insanı, yaşamı, yaşam ötesini, Dünyayı, evreni yorumlar.
Ama bu yorum din açısından "yorum" değil, mutlak gerçekliktir. Bu gerçeklik çerçevesinde bir değerler sistemi ve uyulması zorunlu kurallar vardır.
Siz, bir din'i benimsemek için o dinin değerler ve kurallar sistemini pazarlık konusu yapamazsınız. Ya sorgulamaksızın olduğu gibi benimser ya da dışlarsınız .
"Ben X dininin % 99'unu benimsiyorum, ama % 1'lik bölümü aklıma yatmadı, o kısmıını benimsemiyorum" diyemezsiniz.
Bu, sizin inanç alanına ilişkin tamamen kişisel bir seçiminizdir. Seçiminizde başvurduğunuz ölçütlerin de kişisel öznel bir nitelik taşıması gibi.
Bu açıdan;"Ben şuna inanıyorum, sen niye buna inanıyorsun / inanmıyorsun?" sorusu yanıtsız, sonuçsuz ya da kırıcı sonuçlara yol açabilecek bir sorudur.
Benim inancım / inançsızlığım beni, başkasınınki başkasını bağlar. Ne zaman ki ben başka birine kendi inancım yönünde dayatmalarda bulunur ve onu benim inancımı kabul etmese de benim inancımın kurallarına uymaya zorlarım, din o zaman bir inanç alanı olmaktan çıkar ve kendi etik değerlerini yadsıyan, insanı ve onun kişisel hak ve özgürlüklerini tehdit eden siyasal bir baskı aracına dönüşür.
Kısası, bir dinin önermelerini, öngördüklerini, değerler sistemini, kendini açıklama biçimini, kurallarını tartışamazsınız.
Ancak kendi açınızdan sorgulayıp, yanıtlarını arayabilirsiniz... Vardığınız sonuca göre o dini benimser ya da dışlarsınız. Ama o dini benimsemiş biri ile tartışmaya girmeniz yanlıştır.
Çünkü onun inandığı dini sorgulaması, en azından sizin sorgulamanız doğrultusunda, dinin açıklarını/çelişkilerini/gerçeklikten sapmalarını kabul etmesi dinden imandan çıkması anlamına gelecektir.
Bu nedenle, hangi din olursa olsun size mantıksız geliyorsa yapmanız gereken vardığınız sonucu bilgi dağarcığınıza eklemektir. Bu sonuçları o dini benimsemiş olanlara dayatmak değil...
Buraya dek yazdıklarım, dine ilişkin tartışmalar konusundaki görüşümdür. Yanlış olabilir. Ama din buyruğu değildir, yanlış olduğunu kavradığım anda değiştirmek elimdedir.
Ama dile getirdiğim bu sakıncalar, her hangi bir dinin siyasal/ekonomik amaçlarla toplumsal bir dayatmaya dönüştüğü durumlarda susmayı yeğlemek ve bu dayatmalara direnmemek anlamına gelmez.
Dolayısıyla böyle bir durumda tartışılacak olan, bir inancın dayatılmış olmasının yanlışlığıdır, dinin iman edenlerce benimsenmiş kurallarının yanlışlığı değil...Zaten "dayatılan" bir inanç artık dinsel bir kutsal değil, siyasal bir araçtır ve siyaset de en önde gelen tartışma alanıdır
---İMZA---
Dayı Özgür cocuk ve dayı hep mutlu