Ne zaman baksam , Aynadaki ağlar , ben susarım
Seçime günler kala elime bir ayna alıp Derneğe çıksammı diyorum, kaçan kaçana olurdu heralde...
Dernek başkanlığı için , Antik Yunandan kalma agora artığı mermer bir yükselti üzerinde nutuklar atarak açılım üstüne açılımlarla , siyaset üstadı şartlı Dernek Başkan adayımız sayın Mustafa Altın , "Artık değişim zamanı, ya yol açın yada yoldan açılın " derken, aynayı görünce " Genel Başkanım beni emretmiş , acele gitmem lazım "diyerek ani bir hareketle ve balans ayarını hiç bozmadan yok oluverdi ortadan...
Bir yandan " Büyük Başkan çok yaşa diye bağırırken ve bir yandanda Dingillerle geldik coşa diyerek , şu sıralar hayatını ve mücadelesini okuduğu Hz. Alinin manevi boyutuna geçip Artık yorum yok diyerek aynayı görünce kaşla göz arasında kayıplara karıştı...
"Enbüyük başkan bizim Başkan " haykırışları arasında omuzlarda taşınan ve bir Dingil karşıdan gelip yanımdan geçerken aynaya baktı, " İşte Mesih bu " dedi. Onu omuzlarında taşıyanlar bir an durdular, sonra " En büyük mesih bizim mesih " naralarıyla uzaklaştılar... ve derken, üyeler koştular aynaya... Dillerini çıkarıp aynada alay ettiler, ellerini kulaklarına koyarak ve parmaklarını oynatıp " Böğğ! " diyerek aynada güldüler kendilerine...Sonra bütün Üyeler el ele, kol kola oyunlarına döndüler çığlık çığlığa...
Dingillerde kaldığı yerden devam ettiler Dingilliklerine derinden ve sessizce...
--------------------------------------------------
Bir adam geldi yanıma elinde aynasıyla ve hiç bir şey demeden bir fıkra anlatmaya başladı.
Ayna ne olduğu bilinmeyen, o güne dek kimsenin hiç ayna görmediği bir köyden adamın biri kasabadan dönerken yolda bir ayna bulmuş.
Eğilip almış ve bakmış ki elinde tuttuğu şeyin üzerinde bir suret. ‘Ulan’ demiş ‘Ne kadar da gardaşıma benziyor... Onun resmi mi yoksa?
Aynayı koymuş cebine, gece yarısı varmış köyüne. Bakmış ki karısı yatmış uyuyor, aynayı masanın üzerine koyup o da yatmış uyumuş.
Sabah erkenden kalkan karısı masa üzerindeki aynayı bulup bakınca " Boyun posun devrile herif, beni el karılarıyla mı aldatıyorsun! Hem de bu çirkin karıyla mı ! diyerek ,
Kaptığı gibi aynayı doğru muhtara koşmuş. ‘Muhtar emmi, benim herif beni aldatıyor, hem de aha bu çirkin karıyla ! demiş
Muhtar aynayı almış, bakmış, bakmış, bakmış... Bacı "demiş," Bu karıdan ziyade gavata benziyor!...
” Fıkracı adam sözünü bitirince ikimizin de gözünden birer damla yaş damladı aynalarımızın üzerine ve başka hiç bir şey demeden elinde aynasıyla uzaklaştı .
Ve aynayı görünce sıvışan kim varsa hepsi teker teker döndüler sokağa, sokak normale döndü ve ben deliyim ya, mırıldanmaya başladım kendi kendime...
Aklımın ucuyla gözyaşını silerek aynama baktım, aynalı bir deli Dayı gördüm aynanın içinde. Sokakta bir ben vardım, bir de çocuklar, bir de öbür aynalı deliler ve bir de aynayla hiç bir işi olmayan körler.
Ben ve öbür deliler aynalarımızı usulca koyduk ceplerimize. Sokak normale dönüverdi birden.
İşte ozamandan bu yana , Ne zaman baksam Aynadaki ağlar , Ben susarım...
---İMZA---
Dayı Özgür cocuk ve dayı hep mutlu